Ceylan Kuzu, işte o sessizlikten geldi. O çocukken gerçek bir kuzusu vardı. Onunla konuşur, ona sarılır, onunla uyurdu. Sonra bir gün, o kuzu satıldı. O çok üzüldü.
Yıllar geçti. Rölyef kursunda bir panonun içine bir kuzu ekledi. Yine yıllar geçti. Sonra bir gün amigurumi örmeyi öğrendi. O, dört ayaklı, gerçek bir kuzu yaptı. Çocukluğundaki gibi. Boynu yine biraz büküktü. Adını Ceylan Kuzu koydu.
Ceylan Kuzu satılmak için doğmadı. Önce hediye edildi. Anneler çocuklarına götürdü. Bir anne, Ceylan Kuzu'yla uyudu. "Üzerime sinmiş kokum geçsin" dedi.
Çocuğu onu annesi gibi koktuğu için çok sevdi. Bazı çocuklar, kokusu gidince üzülüp yeni bir Ceylan Kuzu istedi. Çünkü o sadece bir oyuncak değildi. Anneyle çocuk arasındaki bağı taşıyordu.
Ceylan Kuzu, kusursuz değildir. Ama gerçektir. Boynu büküktür çünkü hayatta her şey dimdik olmaz. Ama o bükük boyun, sarılmayı daha kolay yapar.
Ceylan Kuzu terk edilmez. Elden çıkarılmaz. Emanet edilir. Bir çocuğun kalbine, bir annenin kokusuyla, bir insanın merhametiyle birlikte.